Munzur Festival Organizasyonun Çocuklara Karşı Tutumu….. 
Başak Kültür ve Sanat Vakfı olarak Tunceli ilinde, uzun vadede subelesmeyı hedefleyen ve bir takım çalışmalarla ilimizin kültürel gelişimine katkı sunmayı amaçlayan bir çalışma programı hazırladık. Bu kapsamda Tunceli iline bir müze kazandırmak, çocuk ve gençlere yönelik aktivitelerimizi Tunceli’ye taşımak amacıyla somut çalışmalarımızı başlattık.
8. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne katılmak için 10 Nisan tarihinde festivale katılım talebimizi ve hangi etkinliklerle katılacağımızı içeren baş vuruyu Tunceli Belediyesi’ne iletmiştik. Ayrıca Mayıs ayında Tunceli’de festival tertip komitesinden sorumlularla bir görüşme yaptık. Bu görüşmede kendilerine EVS (Avrupa Gönüllü Hizmeti) programı ile vakfımızda gönüllü olarak çalışan sanat danışmanları İsabel Mota ve Yann Declerck’ in “Benim Dünyam” atölye çalışması kapsamında festivalden bir hafta önce kentin merkezine uzak olan iki mahallede çocuklarla atölye çalışmaları yapacaklarını ve orada yapılan çalışmaları festivale taşıyacaklarını ilettik. Bu arada mahallelerde yapılacak atölye çalışması ve vakfımız bünyesindeki modern dans grubunun programını da belirlemiştik. Zorunlu göçle İstanbul’a gelen çocukların dans gösterileri ve mahallelerde çocuklarla yapılacak resim atölyesinin Tunceli’deki festivale ayrı bir renk ve anlam katacağını düşündük. Bize verilen bilgide Her Yerde Sanat (HYS) organizasyon grubunun talebimize cevap vereceği aktarılmıştı. Ancak HYS tarafından bize herhangi bir bilgi aktarılmadığı için sürekli olarak onları aramak zorunda kaldık. Festival programının değiştiğini ve festivale katılmayacağımızı festivale bir hafta kala öğrendik. Daha sonra belediye başkanı ile yaptığımız görüşmede program yeniden ele alındı ve programa dahil edildiğimiz tarafımıza iletildi. HYS’nin bizimle tekrar görüşmesinden sonra ise HYS’nin bir buçuk aydır Tunceli’de olmasına rağmen kurumumuzun katılımı hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığını öğrendik. Eleştirilerimizden sonra bize yeniden cevap verildi. Sadece dans grubunun festivalde yer alabileceği ve bu sebepten dans grubu katılımcılarının bilgileri istendi. Ancak resim atölyesinin yapılamayacağı belirtildi. Aynı gün tekrar fikir değiştirilerek ekonomik nedenler önümüze engel olarak çıkartılarak çocuklarımızın otobüsle yolculuk yapmaları gerektiği ve programa katılıp, aynı gün içerisinde dinlenmeden geri dönmeleri istendi. Bunun üzerine biz de 44 saatlik bir yolculuğu 9-13 yaşında ki çocukların kaldıramayacağından ve çocuklara karşı takınılan bu tarz yaklaşımlarından dolayı festivale katılmamayı uygun bulduk. Nisan ayından itibaren festival programı için hem dans grubundaki çocuklarımız hem de Avrupalı gönüllülerimiz yoğun bir şekilde hazırlık yaptılar. Özellikle gönüllülerimizin ve çocuklarımızın büyük bir hayal kırıklığına uğradığını belirtmek istiyoruz. Uzun süredir heyecanlı bir şekilde hazırlık yapan çocuklarımıza durumu anlatmakta oldukça zorlanmaktayız. Çünkü yaz tatili yapmak yerine haftada üç günlerini vakıfta hazırlık yaparak geçirdiler. Biz bu festivali önemsediğimiz içindir ki festivale katılmayı yürekten istedik. Elbette katılmamak sorun değildi ancak kurumumuza karşı bu tarz bir yaklaşımı hiçbir zaman onaylamıyoruz. Bizi üzen çalışmalarımızın ve emeğimizin görmezden gelinmesi, festivale katılım konusunda bu kadar istekli olan çocuklarımızın çalışmalarının önemsenmemesi, iletişim konusunda duyarsız kalınması ve ciddi bir yaklaşımın gösterilmemesidir. Çocukların heyecan ve isteklerinin, çalışma ve emeklerinin bu denli yok sayılması kabul edilemez bir durumdur. Çünkü bu tür organizasyonlar kamu yararı içindir, idarecilerin bir lütfu, bir ihsanı olarak algılanmamalıdır. Festivalin bu kadar dar bir anlayışla gerçekleştirilmesi tamamen dar bir vizyonun, sorumsuzca bir yaklaşımın, sığ bir bakış açısının ürünüdür. Bu tür festivaller halkla bütünleşmeyi amaçlamaktadır ve eğer aylarca çalışıp festivale katılmanın heyecanını yaşayan bir grup çocuğun emeğine böyle yaklaşılacaksa bu konuda yetkili olan kişiler oturup kendi vizyonlarını bir kez daha gözden geçirmeliler. Çünkü kentin çeperlerinde kalmış, göç mağduru, yoksul çocuklar bu heyecandan mahrum bırakılmıştır. Düşünün ki bir çocuk bu yaklaşım karşısında “insafsızca” gibi ağır bir kavram kullanmaktadır. Böyle bir kavramın bir çocuk tarafından kolay kolay kullanılmayacağı konusunda hiç kuşku yok ki hemfikir olmak zor olmasa gerek. Hiç bir şey, bir çocuğun gözünde insafsız olarak mimlenmekten daha kötü olamaz. Sonuç olarak yapılacak diğer tüm organizasyonlarda Tunceli Belediyesi’nin daha kurumsal davranmasını beklemekteyiz. Bütçe sorunu, bir günde tartışılacak bir konu değil diye düşünüyoruz. Festival organize eden bir kurumun bunu en başta planlayarak hareket etmesi ve planlama yapması gerekiyordu. Kendi içindeki organizesizliğin faturası kurumlara çıkarılmamalıdır. Hele konu çocuklarsa daha hassas olmak gerekmektedir. Bizce bu festival çocukları dışlamak yerine onları da içine alan ve onların da dünyasına hitap eden bir festival olmalıydı. Bu yazıyı yazarak siz değerli kurumlarla, yaşadığımız bu olumsuz süreci paylaşmayı istedik. Çünkü kurum olarak kendimizi bu kente yakın hissediyoruz. Her şeyden önce bu yörenin insanlarıyız. Amacımız bu duruma ne kadar üzüldüğümüzü belirtmek, bize yönelik bu yaklaşımı eleştirmek ve hepsinden de önemlisi bir daha böylesi bir sürecin yaşanmamasını temenni ederek bu konuda gereken hassasiyetin gösterilmesine dikkat çekmektir.
|