:-: Başak Kültür ve Sanat Vakfı :-:

Binlerce başak boy veriyor...

Tunceli için Arkeolojik ve Etnografik Müze PDF Yazdır E-posta
Yazar Deniz Perçin   
Salı, 15 Temmuz 2008

p2 

     Antropolojinin temel kavramı olan kültür; yaşamın tümünü kapsayan bireylerin toplum içinde yaşayarak oluşturdukları bilgileri, inançları, değerleri, ideolojileri, davranışları, üretim ve yaşam biçimlerinin tümünü ifade etmektedir.
    
     Bir toplumun kültür ve sanat tarihini incelemek hem günümüzü hem de geleceğimizi aydınlatmak ve geçmişi tanımak açısından müze olmazsa olmaz kurumlardan biridir.

     Kent müzeleri kentlilik ve kente sahip olma bilincinin gelişmesi açısından vazgeçilmez kurumlardır. Kent müzeleri kente uyum ve uzlaşmanın sağlanmasında kente sahip çıkış mekanizmalarının geliştirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Aynı zamanda bir eğitim kurumu görevi de gören müzelerin halkın bilincini ayakta tutması açısından katkıları da yadsınamayacak ölçüdedir.

     Tunceli, 1935 tarihinden itibaren il statüsünde ancak müzesi olmayan 18 ilden biridir. Müzelerin katkısı ortadayken, Tunceli gibi birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış bu kentte müze olmaması, Tuncelili insanlar olarak bizim bu konuda sorumluluk duymamızı ve çalışma başlatmamızı sağladı. Müze ile birlikte bu topraklarda yaşamış uygarlıkların ortak değerleri ve kültürleri gelecek kuşaklara aktarılmış olacaktır. Ekonomik olarak yoksul ama kültürel olarak zengin olan kentimiz bu müzeyle birlikte hem ekonomisine katkı sağlayacak hem de kültürel mirasını koruyacaktır. Tunceli’de varlıklarını sürdürmüş olan uygarlıkların zengin kültürel miraslarının gün ışığına çıkartılması ve sergilenmesi ülkemizin de kültür zenginliklerini açığa çıkarması bakımından büyük önem taşımaktadır. Tunceli’de bu güne kadar yerel düzeyde müze kurulması için fikir düzeyinde bir takım girişimler olmasına rağmen, çeşitli nedenlerden dolayı hayata geçirilememiştir.

     Vakıf kurucularının Tunceli’deki bu kültürel mirasla büyümüş olmaları ve yerelden gelen istek sonucu Tunceli’de bir müzenin açılmasını daha da acil kılmıştır. Vakıf olarak hem yerel halkın bu talebi hem de doğup büyüdüğü topraklara olan sorumluluk bilinciyle 03/14 Mayıs 2008 tarihleri arasında müzeye ilişkin düşüncelerimizi paylaşmak amacıyla Tunceli Valiliği başta olmak üzere, Tunceli Belediyesi,  24 kamu kurum ve kuruluşları, siyasi partiler ve STK’ları ziyaret ettik. 14 Mayıs 2008 tarihinde yapılan bir toplantı ile konu yerelde tüm paydaşlar ile ele alındı. Alınan kararlara bağlı olarak öncelikle Kültür ve Turizm Bakanlığı ve ilgili birimleri ile diyalogun kurulması hedeflendi. Bu anlamda tüm katılımcı kurumları temsilen bir girişim grubu oluşturuldu.

p1

     Karşımıza çıkan ilk ihtiyaç Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı bir müzenin kurulmasını sağlamak için öncelikle yerel ile ilgili kurum ve kuruluşlar arasında etkili bir diyalog ve işbirliğinin oluşturulması gerekmektedir. Böylesi bir yerel talep ve girişimin ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca desteklenmesi beklenmektedir. Müzeler Genel Müdürlüğü’ne yapılan ziyaret bu amaç doğrultusunda gerçekleştirilmektedir. 

     Tunceli ilinde müzenin kurulmasına elverişli bir yer arayışına girilmiştir. Müzenin nerede ve nasıl kurulabileceği konularında fikir alışverişlerinde bulunulmuştur. Tunceli’de müze için iki uygun yer tespit ettik. Birincisi 1937 yapılmış Tunceli’de tescilli Kültür ve Tabiat Varlıkları kapsamında olan Eski Kışla Binası’dır.

     Eski Kışla Binası hem bölgenin kültürünü yansıtması açısından hem de müzenin kalıcı bir mekânı olacağından birinci öncelikli mekânı olabilecek konumdadır. Eski Kışla Binası bu nedenle oldukça önemlidir. Diğeri ise eski İl Halk Kütüphanesi’dir. İl Halk Kütüphanesi hem şehir merkezinde bulunmakta hem de mekân olarak bir müze için elverişlidir. İl Halk Kütüphanesi Kültür Bakanlığı DÖSİM’e devredilmiş ve atıl durumdadır. Her iki seçenekte müze olarak değerlendirilecek mekânlardır. Bu mekânlardan birinin veya ilgili kamu kuruluşu tarafından belirlenebilecek bir başka mekânın müze kurulması için tahsis edilmesini talep etmekteyiz. 

     Daha önce birçok projeyi yaşama geçiren Başak Kültür ve Sanat Vakfı, Kültür Bakanlığı ile koordineli olarak Kampanya yürütme, uluslar arası fon bulma, koordinasyonu sağlama vb. müze için gerekli tüm çalışmalarda aktif olarak yer alacaktır.  

p3

     Aşağıda listesi bulunan kurumlar kendi olanakları çerçevesinde müze için ellerinden gelen tüm katkıyı sunacaklarını belirtmişlerdir. Liste ektedir.

TUNCELİ’DE YATAN TARİH

     1838’de Maraşal von Moltke’nin Keban-Maden’de bulduğu İzoli yazıtını, 1847’de İngiliz seyyah Tozer’in, Harput ve Palu gibi iki Urartu kalesini keşfi ve kayıt altına alması ile başlayan Tunceli yöresi araştırmaları bölgeye giden diğer şarkiyatçı araştırmacıları kendine çekmiştir.

     Tunceli tarihinin gizemine kapılıp yollara düşen araştırmacılardan jeolog Wunsch 1882-1883 yıllarında Mazgirt / Kaleköy’deki yazıtın II.Rusa dönemine ait olduğunu keşfetmiş, araştırmaların getirdiği yeni bulgular, 1967-1968 yılında başlayan Keban kazılarıyla birlikte bilim adamlarının bölgenin tarihi ile daha ciddi şekilde ilgilenmelerine olanak sağlamıştır. Günümüze kadar yapılan çalışmalar ile ortaya konulan bilgiler Tunceli’nin tarihini, kültürünü ve diğer güzelliklerini açığa çıkarmaktadır.

 

p4 

 M.Ö. 6000’lerden beri yerleşime açık olduğu belirtilen Tunceli’de, özellikle Pulur ve Tepecik’te bulunan tabakalar, bölgenin kültür tarihini M.Ö. 5500-6000 tarihlerine götürmektedir. Kerpiçten evlerin, taştan baltaların, pişmiş topraktan idollerin bulunduğu Tunceli’de, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü adına yapılan kazı çalışmalarıyla tapınaklar, kilden yapılmış keman biçimi bereket Mazgirt -Eltihatun Turbesi Tanrıçası ve bereket tanrıçasının simgesi olan yırtıcı kuş kabartma resimli küpler ele geçmiştir. 

Asur belgeleri, Dersim halkının “Muşki“ adlı Aryalar olduğunu bildirmektedir. Daha sonraki dönemlerde “Karduk“ adını alan bu kavim, Hitit Kralığı’nın yıkılmasıyla batıdan gelen diğer Hititler’e karışmıştır.

 

M.Ö.4000’lerde Sümerler’in, M.Ö. 2370-2330 yıllarında Akadlar Devleti’nin hakimiyetinde bulunan Dersim’de, M.Ö. 2200 yıllarında Subarlar yaşamış, Fırat adını veren kavim olarak tarihe adını yazdırmışlardır. Ayrıca bu kavim, aynı kökten geldiği Hurrilerle birlikte madeni ilk işleyen kavim olarak da bilinmektedir. M.Ö. 2000’lerde “İşuva“ diye anılan bugünkü Tunceli-Elazığ bölgesinin halkı olan Subarrular, daha sonraları“Hurri“diye anılmaya başlamıştır.

 

     Mitannilerin, Asurların, Urartuların, Medlerin, Perslerin egemenliğine giren Tunceli, M.Ö. 334 yılında Makedonyalı Büyük İskender’in kurduğu ve Anadolu’yu, Makedonya topraklarıyla birleştirdiği İskender İmparatorluğu içinde yer aldı. M.Ö. 230 yılında Kapadokya Krallığına dahil edilen Tunceli, böylelikle Roma Devleti’nin toprağı oldu.

     Ardından uzun bir süre Sasani İmparatorluğu hâkimiyetine, M.S. 395’ten sonra ise Bizans (Doğu Roma)İmparatorluğu hakimiyetine giren Tunceli, M.S. 700’lü yıllarda Abdullah b. Abdülmelik komutasındaki Arap ordularının akınlarıyla Arap egemenliğine girmiştir. Bu dönemde Şeyh Hasan Beyliği’nde içinde yer alan Tunceli, 1071’ den itibaren hızlanan göçlerin etkisiyle Selçuklu hâkimiyeti ile tanışmış, Sultanı Melikşah “Baba Mansur”, “Kureyşan” gibi bazı aşiretleri Tunceli’de iskân ettirmiştir. 

     Ancak Selçuklu hakimiyeti, Moğol istilası ile sekteye uğramış, daha sonraları bu yöre önce Mengüceklerin, sonra da uzun bir süre Akkoyunluların egemenliği altında kalmıştır. Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar Akkoyunluların yönetimi altında bulunan Tunceli, 1473 yılında yapılan Otlukbeli Savaşı’ndan sonra Osmanlı yönetimi altına girmiştir. Kısa bir süre Safevileri ağırlayan Tunceli, 1514 yılında yapılan Çaldıran Savaşı’ndan sonra tekrar Osmanlı hakimiyet sahasına dahil olmuştur. 

     Asurlardan kalma Bağın Kalesi, Çemişgezek’teki Derviş Hücreleri, Timur zamanında yapılan Yalvaniye Camii,Pertek’teki İbrahim Paşa Sarayı gibi tarihin bütün dönemlerine ait eserlere sahip bir il olan Tunceli’nin bu tarihi gizemi, bölge isimlerinde de kendini göstermektedir. Nitekim Pertek isminin, bolluk ve bereketin sembolü olan kuş heykeline verilen isim olan Pertek’ten, Mazgirt kelimesinin ise şehir anlamında kullanılan Gert kelimesinden türemiş olması aslında Tunceli’de tarihin, isimlerde gizli kaldığının bir kanıtıdır.

     Tarihin bütün evrelerine tanıklık etmiş, Ana Fatma’dan Firik Dede’ye kadar evrensel değerleri sahip ancak bu değerleri layıkıyla çevresine ve gelecek kuşaklara taşıyamayan Tunceli’mizde bir müzenin olmaması oldukça vahimdir. Bu durum aslında Tunceli’nin kendi kabuğuna çekilmişliği, diğer illerle kıyaslandığında bu coğrafyada çektiği ve geçirdiği sıkıntılı tarihi sürecin bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Tunceli’de oldukça yoğun kültürel öğelerin bulunmasına karşılık, dünyadaki tüm insanlara bu birikimin sunulamaması ülkemiz açısından bir kayıp olarak görüyoruz.

     Bu  kaybı önlemek  ve  kültür hazinesini geleceğe taşımak, paylaşmak, çoğaltmak için  başta koordinasyonu sağlayan Başak Kültür ve Sanat vakfı olmak üzere Tunceli’deki  tüm yerel ve kamu  kurumları olarak bize düşen görevi üstlenmeye hazırız..

     Tunceli ilinde bulunan tescilli taşınmaz kültür varlıklarının bir listesi ekte sunulmuştur.

Ekler:

Son Güncelleme ( Çarşamba, 16 Temmuz 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
Ziyaretçi Sayacı
Bugün26
Dün103
Hafta358
Ay1045
Hepsi88116
Haberler
Santral İstanbul Gezisi

Çocuk İhmal ve İstismarını Önleme Platformu

Zemheriye İnat

Başak Çocukları Sağlık Eğitiminde

Bianet'ten Bir Haber

Projelerimiz

İtalyan Gençler İstanbul'da

Tunceli'de Müze Girişimi

Italyan gazete La Municipalita'dan Bir Haber

Basaklar Oyuncak Müzesinde

"Benim Dünyam" Çocuk Sergisi

Kitabın İçinde Oynuyormuşum Gibi Oluyorum

Tunceli için Arkeolojik ve Etnografik Müze

Gençlik Buluşması - I

Munzur Festivali ve Çocuklar

Benim Dünyam Sergisi

Gençlik Bulusmasi - II

5. Kuruluş Yıldönümü

5. Kuruluş Yıl Dönümümü Gecesi

Radikal Gazetesi'nin Haberi

Başak Çocukları İnsan Haklarını Tartışıyor

Başak Gençleri EUROMED Forumunda !

Sultanbeyli Gençleri RAPOR

Eleni Video

Adrienn LAKOS

Broşür

Gençlerin Başarısı

Uluslararası Marjinal Gençler Semineri

Etkinlik...

Peristan Seyirciyle Buluştu...

Sosyal Hizmet Uygulamaları...

İtalya Yolculuğu...

Başak Çocukları "Alice" Adlı Oyunu Sergilediler...

Sanat'ın Sokaktaki Öteki Yüzü...

Ba_ak Gençlerinden Müzikal...

" Hasat " Seyirciyle Buluştu...

Radikal'den Haber...

Başak Sokak Liginde bir hafta daha geride kaldı...

Sokakta Şenlik, Sokakta Sanat...

DUYURU


Gençlerle Sağlıklı Yarınlara (CSÜS)

Farklı Yaşamlar Ortak Umutlar
Avrupa Gönüllü Hizmeti
Avrupalý Gönüllülerimiz
Proje Hakkýnda
Sultanbeyli Alan Calismasi
Gençlerin Başarısı
Videolar
Tüm videolarımız için tıklayın.
Vakıf Krokisi