|
Başak Kültür ve Sanat Vakfı çocukları, 01 Haziran Pazar günü “Benim Dünyam” isimli atölye çalışması programı kapsamında Göztepe’de bulunan Oyuncak Müzesi’ni ziyaret ettiler.
Vakfımıza Avrupa Gönüllü Hizmeti ile gelmiş, “Benim Dünyam” atölyesi eğitmenlerinden Isabel, Yann ve vakıf gönüllümüz Mehmet Ali gözetimindeki Başak çocukları, Sunay Akın tarafından dünyanın dört bir köşesinden toplanan oyuncaklarla tanışıp, müzeyi gezdiler. 
Gezinin amacı çocukların farklı ülkelerden, farklı zamanlardan değişik oyuncaklar görmelerini sağlamaktı. (Japonya, Fransa, Amerika, Almanya, vd…) Birçok müzeyi (Pera Müzesi, İstanbul Grafik Müzesi, Santral İstanbul, İstanbul Arkeoloji Müzesi) ücretsiz gezen çocuklarımız, ne yazık ki oyuncak kavramının ancak çocukla anıldığında anlam bulabileceği böylesi bir mekânı ücretsiz ziyaret etme taleplerine olumlu cevap alamadılar. Yoksul ve yoksun çocukların böylesi bir geziden ücretli faydalanması ve dayanışmacı bir yaklaşımın olmaması bizler açısından üzüntü verici olsa da biz yine de çocuklarımızı bu olanaklardan mahrum bırakmamaya önem verdik. Başak çocuklarımız, bu aktivite sayesinde yıllara ve konulara göre düzenlenmiş oyuncakları gördükten sonra “Türk Sinemasında Oyuncak Motifi” ile ilgili bölümleri tanıtan kısa bir belgesel film izlediler. Bu belgesel ile sinemamızda çocuk karakterleri olan Sezercik, Ayşecik ve Yumurcak’ın çocuk dünyalarına daldılar.
Belgesel gösteriminin ardından Başaklarımız atölye çalışması gerçekleştirdiler. İçerisinde tahta oyuncakların yapıldığı bir atölye olan çikolata ev şeklinde görülen bir yere giden gönüllülerimiz ve çocuklar bu evde onları iki hoş asistanıyla bekleyen oldukça eğlenceli biri ile karşılaştılar. Theo isimli bu tonton dede adeta Andersen’in, Grimm Kardeşlerin ya da Perrault’un masallarından fırlamış gibiydi . Her çocuk kendi tahta oyuncağını seçtikten sonra, renklerin partisi başladı. Desen seçimleri, boyalı kıyafetler ve birçok gülücük içerisinde yapılan eğitim oldukça eğlenceli geçti. Oyuncak müzesine gitmek gönüllüler ve çocuklar için harika bir deneyim oldu. 1800’lerde yapılan bebekten, daha sonra Disneyland’ın simgesi haline gelecek olan dünyadaki ilk Mickey Mouse oyuncağına kadar 2000’e yakın oyuncağın sergilendiği Oyuncak Müzesi, oyuncakların çeşitliliği ve sağladığı otantik hava ile sadece çocukları değil, her yaştan insanı kendine çekiyor. Birçok oyuncağın hikâyesinin çocukların zihinlerinde kalmasını sağlayacak bu çalışmadan sonra, kendilerini birer oyuncak sanatçısı olarak hisseden çocuklar Başak’ta ki “Benim Dünyam” atölyesinde de çalışmalar yapacaklar. Her katında farklı farklı türdeki oyuncakların bulunduğu Oyuncak Müzesi’ni ilk defa gezen Başaklarımızın gözlerindeki ışıltı görülmeye değerdi. Başaklarımızın oyuncaklara karşı duydukları his, onların oyuncaklar dünyasına dalıp kendilerini birer masal kahramanı olarak görmelerine neden oluyordu. Ayrıca hepsi oyuncaklara olan özlemlerini dile getirmekten de kendilerini alamıyorlardı. Isabel Mota & Yann Decklerck & Mehmet Ali Düzgün Başaklarımızdan birinin müze hakkında görüşü: Oyuncak müzesinde en sevdiğim oyuncaktan başlayayım. En sevdiğim oyuncak: Monalisa oldu. Çok ilginç bir yaşam öyküsü vardı. Ama daha ilginç şeyler de vardı. Örneğin Kızılderililerin tanrılarla ilgili gelenekleri çok ilginçti. Bir de savaşta ki yardımlaşmalar. Tabii ki savaş değil barış olmalı dünyada. Birde Ayşecik hikâyeleri vardı. Ayşecik kimi zaman zengin bir aile kızı, kimi zaman fakir bir öksüz oluyordu. Ama her zaman oyuncakları vardı. Bir de atölyeyi anlatayım, çok güzel hayvanlar vardı. İnekler, zürafalar, aslanlar, kediler, köpekler… Bunlar tahtadandı. Ben ineği boyadım. Şimdi de deniz altına gidiyoruz. Ne kadar da güzel balıklar var ama biraz da ürkütücü. Ben yine de sevdim. Şimdi ayrılma zamanı. Hoşçakal oyuncak müzesi. Ronahi DÖLEK Yaş:9 |