|
BAŞAK ÇOCUKLARINDAN RENKLER VE SESLER FOTOĞRAF SERGİSİ “Başak Çocuklarından Renkler ve Sesler” Fotoğraf Sergisi, 09 Ocak 2010 tarihinde, Yeni Kadıköy İskelesi’nde sanatseverlerle buluştu. 09-14 Ocak tarihleri arasında, Kadıköy İDO sergi salonunda devam edecek olan SERGİ‘nin açılışı yapıldı. Açılış kokteyli, 09 Ocak tarihinde vakfın 10 yaşındaki öğrencisi Ronahi Dölek’in keman dinletisi ile açıldı. Kentin kültür ve sanat yaşamına da katkı sunan İDO sergi salonu; muhtemelen ilk defa, kentin öteki (Varoş) çocuklarının kendi ürettikleri eserleriyle buluşmalarını olanaklı kıldı; bununla birlikte yine ilk defa, sokağının dışına çıkma olanağı bulamayan iki yakanın çocuklarını, onların kendi ürettikleri sanat eserleri altında birleştirdi. Kentin güzellikleri olan denizin, vapurun, martıların, kız kulesi manzarasının karşısında, minik misafirlerininin kalp atışlarına ve tatlı heyecanına tanıklık etti. Geleceğin sanatçı adayı Ronahi’nın keman tellerine usta dokunuşunun heyecanı ise, sergiye ayrı bir tat kattı ve yaşıtlarının, vakfın gönüllülerinin, kursiyerlerin, eğitmenlerin, sivil toplum kurum temsilcilerinin ve ailelerin büyük beğenisini topladı. Ardından sanat danışmanı İşil Aydın’ın büyük emek ve özveriyle hazırladığı (gün boyu sanat galerisinde akacak olan) sinevizyon gösterimi başladı. EVS (Avrupa Gönüllü Hizmeti) programı kapsamında, Başak Sanat ve Kültür Vakfı’nda gönüllü eğitmenlik yapan ressam-heykeltraş Aude Scahaftingen ve David Greco’nun salonda çocuklarla yaptıkları resim ve seramik atölyeleri çalışması ise, sergiye katılanlarca ilgiyle karşılandı. Vakıf Başkanı Şahhanım Kanat açılış konuşmasında; Sergi’nin, 2007-2009 yılları arasında, kentteki, hedef grubunun ağırlıklı olarak yaşadığı semtlerde yürütülen 5 ayrı (Başak Gezici Sokak Sanat Atölyesi, Tiyatro ve dans gösterileri, “İyi Yolculuklar” Projesi, Benim Dünyam Atölyesi, Kendi Oyuncağını Kendin Yap) sanatsal içerikli projeden, toplam 818 çocukla yapılan çalışmaları kapsadığını belirtti ve serginin 70 fotoğraftan oluştuğunu ifade ederek, Şahhanım Kanat konuşmasına şöyle devam etti; Başak Kültür ve Sanat Vakfının, dar gelirli, yoksul, yoksun, göç mağduru çocuk ve gençlerin, sanat yoluyla kendi sorunlarıyla baş etmelerini, kendilerini özgürce ifade etmelerini ve en önemlisi kendi kendilerine yeterli hale gelmelerini amaç edinmiş bir Kurum olduğunu vurguladı. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti olmasının sorumluklarını artırdığını, bu dönemde sokak çalışmalarını daha geniş bir alana yayarak, devam edeceklerini belirti. Ayrıca; Şahhannım Kanat, bu tür çalışma yapan kurumlar için, etkinlik yapılacak mekânlara ücretsiz ulaşımın önemli olduğunu ifade etti ve bu açıdan da “Başak Çocuklarından Renkler ve Sesler Fotoğraf Sergisi”ne mekânını açan ve desteklerini esirgemeyen İDO’ ya, ilçelerden çocukları sergi mekânına ulaştırmak için, araç tahsisinde bulunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Turizm Müdürlüğü’ne teşekkür etti ve serginin 14 Ocak tarihine kadar devam edeceğini belirtti. 12.01.2010 BAŞAK KÜLTÜR VE SANAT VAKFI Sergi ile ilgili haber linkleri; http://www.istanbulburda.com/Renkler-ve-Sesler-SERGI-24491 http://www.gomanweb.com/ http://www.basaksehirrehberi.com/yasam/detail.asp?id=6924 http://www.habergec.com/çocuklarının/ http://www.kobisektor.com/32/4431.html http://www.ntvturk.com/kadin-aile/basak-cocuklarindan-renkler-ve-sesler.html http://www.denizhaber.com/HABER/20765/7/basak-cocuklarindan-sesler-ve-renkler.html http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/Pages/Haber.aspx?NewsID=17999 http://egazete.com/t%C3%BCrkiye-haber/yoksul-semtlerde-%E2%80%98sanat%E2%80%99la-oyun http://www.google.com.tr/search?hl=tr&lr=&q=BA%C5%9EAK+%C3%87OCUKLARINDAN+RENKLER+VE+SESLER+FOTO%C4%9ERAF+SERG%C4%B0S%C4%B0&start=40&sa=N ------ DERSİM’İN KAYIP KIZLARI Başak Kültür ve Sanat Vakfı; “Dersim’in Kayıp Kızları” konulu araştırma ve belgeselin yönetmeni Nezahat Gündoğan ve Kazım Gündoğan’ı 20 Aralık 2009 tarihinde ağırladı. Dersim 1937-38 yılı olaylarının bir başka dramatik yanı olan Dersim’in Kayıp Kızları hakkında Başak Kültür ve Sanat Vakfı’nda 20 Aralık 2009 Pazar günü söyleşi gerçekleştirildi. Oldukça kalabalık bir topluluğa hitaben yapılan söyleşide YAPIMCI VE YÖNETMEN NEZAHAT GÜNDOĞAN ve YAPIMCI, ARAŞTIRMACI KAZIM GÜNDOĞAN belgesel filmini oluştururken edindikleri bilgileri yaşadıkları tecrübeleri dinleyicilere aktardı. Bir toplumun, bir insanın öyküsünü dile getirdiler. O öykülerde neler yoktu ki. Annesinin kucağından zorla alınan bir çocuğun kurşun seslerini duyup ailesinin yok edildiğine tanık olmasından, askerleri gören bir yavrunun korkudan, annesinin cansız bedenine sığınmasına, operasyonda aileleri katledilen kız çocuklarından güzel olanlarının seçilip evlatlık olarak askerlere verilmesinden, tamamen kendi toplumuna yabancılaştırılmış Dersim’lilere kadar bölge insanına yapılan vahşet anılarda, hafızalarda hala yerini koruyordu. Bu harekâtın son tanıkları olan Dersim’li kızlar ile yapılan röportajları, söyleşileri içeren, resmi makamların ve arşivlerin kayıtlarını ele alan “Dersim’in Kayıp Kızları” konulu araştırma belgeseli bu anlamda büyük bir boşluğu dolduruyor. 6 yaşına kadar kendisinin Kürt-Alevi olduğunu, ondan sonra ise kendisini Türk-Sünni hissettiğini söyleyen bir Dersim’linin ifadesi gerçekten üzerinde durulması gereken bir nokta. Annesi-babası öldürülmesine rağmen kendisinin öldürülmemesinden dolayı Dersimli kız çocuğunun yaşadığı şükran, insanların yalnızlaştırılıp, zihinlerinde yaşatılan fırtınayı gözler önüne seriyor. Kürt olmayı hele Kürt-Alevi olmayı medeniyet dışı görüp, medeniyetin olmazsa olmaz şartı olarak Türk ulusu kavramı içinde Türk-Sünniliğini gösteren 1938 devlet zihniyetini, yapılan katliamın her safhasında görmek mümkün. Evlatlık olarak asker ailelerine verilen Dersimli kız çocukları konusunda Sayın Nezahat Gündoğan ve Kazım Gündoğan’ın değindiği her nokta, belirttiği her husus bir Dersimli için kendisini bu toplumda tanımlaması açısından büyük önem taşıyor. “Dersim’in Kayıp Kızları” konulu belgeselin söyleşisi Başak Kültür Vakfı için ayrı bir öneme sahip. Bu söyleşide Dersim’in kayıp kızlarını andık. Dersim’de katledilen insanları andık. Tıpkı vakıf elemanları olarak yaptığımız her hareketin ilham kaynağı, vakfımızın kuruluş şiarı olan “kayıp kızımız” Helin BAŞAK’ı andığımız gibi. Bu yüzdendir ki bu söyleşiye yoğun ilgi gösterdi. vakfımızın gönüllüleri.Bu yüzdendir ki salona sığmadık, ayakta izledik hatta yan odalarda sahneyi görmeden konuşmacıların her cümlesini hafızalarımıza kazımaya çalıştık.Dinleyicilerin içerisinde askeri harekâtta yakınlarını kaybetmiş bir Dersimli’den,Dersim Realitesi’ne ilgi duyan insanları; bir anneyi, bir babayı, bir kız çocuğunu, bir genci, yaşadığı çevreyi sorgulayan, kendisini bu toplumda anlamlandırmaya çalışan herkesi görüyorduk. Sadece dinleyici kalmadılar, öneriler ile sorular ile bu konuyu açmayı, bu yaraya dikkat çekmeyi istediler. Bu istekleri ile Dersim’e yapılan zulmün artık politikacıların ideolojik söylemlerine kurban edilmemesini, Zulmü yaşayanların, evlatların yani Dersimli’lerin artık konuşması gerektiğini dile getirdiler.Başak Kültür ve Sanat Vakfı olarak Dersim’in kayıp kızlarını, katledilen tüm Dersim’lileri saygıyla anıyor, bu topraklar üzerinde daha çok acıların yaşanmaması için kendisini demokrat, aydın ve de en önemlisi insan olarak gören herkesi bir kez daha düşünmeye davet ediyoruz. Başak Kültür ve Sanat Vakfı |